Öne Çıkanlar Makam Aracı Yerine Bisiklet Kirazlı Metro İstasyonu Etkinlik Alanı Trabzon Koca Mustafa Paşa Tarım ve Hayvancılık

İstanbul'da 600 yıllık köy

İstanbul Arnavutköy İlçesi sınırları içerisinde yer alan Haraççı Mahallesi (Köyü), bünyesinde barındırdığı tarihi ile dikkat çekiyor. 1877 yılına kadar çiftlik olan bölge bu tarihte 34. Osmanlı Hükümdarı II. Abdülhamid’in kızı Naime Sultan tarafından biriktirdiği para ile hazineden satın alarak Avrupa’dan gelen göçmenlere vakfediyor. Bölge göçmenlere vakfedilmesinin ardından köy statüsünü alarak bugüne kadar geliyor. Ancak köyün bilinen geçmişi bundan çok daha eski. Kent Yaşam gazetesi olarak bölgeye giderek köyün yerlilerinden olan Hüseyin Karaduman ile Haraççı’nın tarihini mercek altına aldık.

- Bu haber 23 kez okundu.

GÜVENLİĞİ SAĞLAMASI AMACIYLA KURULUYOR

Haraççı Köyü’nün ilk ismi Hacı Abdik Köyü’ydü.  Köy, Yıldırım Beyazıt döneminde civarda bulunan gayrimüslim köyleri tarafından  (Şimdiki adı Terkos olan trikos, Taşoluk olan Ayazma, Küçük İstanbul olan Böğazköy, Ayayorgi olan Kaayabaşı köyleri)  Osmanlı’ya karşı bir isyan çıkmaması ve bölgede güvenliği sağlayacak bir Türk köyü olması amacıyla kuruluyor.

İNSANLAR VEBADAN KIRILDI

Fakat Hacı Abdik Köyü’nün insanları vebadan dolayı kırıldı. Binalar da boş kalınca Osmanlı yetkilileri buraya bir tane Haraççı Başı gönderdi. Gayrimüslimlerden ‘Haraç’ adı altında alınan vergiye bugün harç deniyor.

KÖY CAMİSİ II. ABDÜLHAMİD TARAFINDAN YAPILDI

Görmüş olduğunuz cami, Haraççı Köyü Naime Sultan tarafından kurulduktan sonra buranın tam anlamıyla bir köy olması için Sultan II. Abdülhamid yaptırılan ahşap cami. Uzun yıllar hizmet veren camimiz cemaate yetmediğinden dolayı yanına yeni bir cami yapıldı. Bu sebepten ötürü camimiz atıl durumdaydı. Sağ olsun belediyemiz bu camimizi restore ettirdi.

Görmüş olduğunuz kitabe camimizin kalan orijinal parçalarındandır. Kitabenin üzerinde ise şunlar yazmaktadır.

Şehriyar-ı kişver ârâ hazret-i Abdülhamid

Cilve pîrâ-yı vucûd etdi na’îmine câmi’in

Himmeti bin böyle asâr-ı güzîn etmiş binâ

Seyr kıl ol […] celîl ü sâtı’ın

Ol şehin takdis ender ef’al ve âmâlin gören

Böyle âlî câmi-ü’l-ebrar-ı şevket-i lâmi’in

Bunda ifâ’yı ferâiz eyledikçe mü’inîn

Hasmına keskin ide Mevlâ […] katı’ın

Acizâne söyledi Feyzi kulu târîh-i tam

Yapdı zîbâ tâcdâr işbu na’îme câmi’in

Sene 1304

İSTİKAMET VE MENZİL TAŞI MEZAR TAŞI SANILIYOR

Gördüğünüz bu taşları herkes mezar taşı zannediyor ama işin aslı öyle değil. Bunlar istikamet taşı ve menzil taşıdır. Buradan nereye yol olduğunu, hangi köye gidildiğinin yazılı olduğu taşlar bunlar. Bilmeyen vatandaşlarımız bunları mezar taşı zannediyor, ben de gülüyordum buna. Biz bunları dedelerimizden öğrendik. Dedelerimiz bunları okuyordu, Türkçesini de bize anlatıyordu. Şimdi bizler okumadığımız için biz de bunları tercüme ettiriyoruz. Kitabeyi de tercüme ettirdik. Yoksa II. Abdülhamid Han’ın isminin geçtiğini, hicri 1304 yılında yapıldığını kim nereden bilecekti? Biz aslımızı araştırırken bu bilgileri öğrendik.

600 YILLIK MEZARLIK

Burası Haraççı mezarlıklarından bir tanesi. Haraççı da üç tane mezarlık var. Cami haziresindeki mezarlığın özelliği ise soğuk kış şartlarında 900-1000 metre uzaklıktaki mezarlığa cenazeler gömülemediği için kış şartlarında en yakın bu caminin haziresinde bulunan mezarlığa gömüyormuş dedelerimiz.  Gördükleriniz, 600 yıldan günümüze kadar gelen süreçte yaşamış olan insanların mezar taşları. Öyle 50-100 senelik değil. Mezar taşlarının şekillerine baktığınız zaman Osmanlı mezar taşları olduğu zaten ayan beyan görülüyor. Şu an yasak olduğu için defin işlemlerimizi burada yapmıyoruz.

SAKAL-I ŞERİF CAMİDEN ÇALINDI

Bu camimizin bir diğer özelliği ise civarda tek Sakal-ı Şerif’in bulunduğu cami olmasıydı. Cami yapıldığı zaman II. Abdülhamid Han buraya Topkapı Sarayı’nda bir adet Sakal-ı Şerif gönderiyor. Sakal-ı Şerif’i her camide bulamazsınız, sadece “Selatin camilerde” olur. Padişahın kendi tasarrufuyla yaptırdığı camilere Selatin Cami denir. Sakal-ı Şerif çok uzak bir geçmişte değil. 80’lerde 90’larda bu camiden kayboldu, kaybettiler, çaldırdılar. . Her sene Ramazan ayında, arife akşamı teravih namazı kılınmadığından dolayı yatsı namazını kılıp tek sıra halinde sakalı şerifimizi öperdik.  41 bohçaya sarılı bir kutunun içinde minberin en üst noktasında muhafaza edilmekteydi. Maalesef artık yok. Bu işi takip eden de peşine düşen de olmadı

İSA KARAARSLAN 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.