Öne Çıkanlar haberflas baba Serdar Gönüllü Hizmet Vakfı Atatürk Kütüphanesi İstanbul Bir Devrin Hikayesi

‘Cemevleri’ne bir an evvel ibadethane statüsü verilmelidir’

İstanbul Büyükşehir Belediyesi İyi Parti Grup Başkanvekili İbrahim Özkan ile TUİK rakamlarına göre enflasyonun zirve yaptığı, yapılan zamlar karşısında İstanbullunun yaşadığı sıkıntıları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu süreci nasıl yaşadığı ile ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik. Cemevleri başta olmak üzere bir takım kamu kuruluşlarına gelen yüksek elektrik faturalarını, toplumun büyük bir bölümünün hayat pahalılığı karşısında yaşadığı çaresizliği ve bunun nedenlerini konuştuğumuz Özkan, ‘Hatalarından ders çıkarması gereken iktidar, tüm yanlışlarının faturasını halka ödetiyor. Türkiye için seçime gitmek artık kaçınılmaz’ dedi.

- Bu haber 290 kez okundu.

‘Cemevleri’ne bir an evvel ibadethane statüsü verilmelidir’

Sayın Başkan, İstanbul halkı son yapılan zamlardan nasıl etkilenmiştir? Türkiye  daha önce buna benzer bir süreç yaşadı mı? Tüm bu yaşananların nedeni nedir?

İbrahim Özkan: Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 19’unun ikamet ettiği bir megakent İstanbul. 16 milyonluk bir megakent olmasının yanı sıra Türkiye ekonomisinin kalbi de İstanbul’da atıyor. Türkiye'nin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın yaklaşık 3'te 1'ine sahip bir metropoldür İstanbul. TÜİK, enflasyon oranını açıklamadan önce İstanbul Ticaret Odası (İTO) İstanbul’a özel enflasyon verisini açıklıyor biliyorsunuz. Bu TÜİK’in açıklayacağı enflasyon oranı için de öncü bir gösterge oluyor. Çok yakın sonuçlar oluyor genelde. İTO verilerine göre İstanbul'un enflasyonu bu yılın Ocak ayında yüzde 50’yi aştı. Bu 2002 yılından bu yana görülen en yüksek seviye, yani İstanbul’un enflasyonu 19 yılın zirvesinde. Bu tabi rakamlara yansıyan durum, bir de İstanbul halkının hissettiği enflasyon var, maalesef bunun 2-3 katını hissediyor İstanbullu. Çarşıya pazara çıkmanız bir de gelen faturalara bakmanız yetiyor bunu hissetmek için...

‘66 milyon aç ve yoksul insanımız yaşam mücadelesi veriyor’

Cumhurbaşkanlığı verilerine göre sosyal yardımlardan yararlanan hane sayısı bir yılda yüzde 102 oranında artmış. Bakın, bunlar Cumhurbaşkanlığının rakamları, gerisini düşünün. Ülkemizde 16 milyon kişi açlık, 50 milyon kişi yoksullukla mücadele ediyor. Yani, 66 milyon aç ve yoksulumuz var. Tablonun vahametine bakar mısınız? 84 milyonluk ülkemizde sadece 18 milyon kişi açlık veya yoksulluk sorunu yaşamadan rahat bir hayat sürebiliyor. Ve bu rakam her geçen gün daha da azalıyor. Nüfusa oranladığımızda, en fazla aç ve yoksulun İstanbulumuzda olduğunu da biliyoruz. İnsanlar daha ucuz olsun diye bayat ekmek götürüyor evine, yağmurda, soğukta, karda-kışta daha ucuz ekmek alabilmek için saatlerce ekmek kuyruklarında bekliyor. Pazardan taneyle meyve sebze alıyor. Ay sonunu getirebilmek için çocuğunun kumbarasını açmak, oyuncağını satmak zorunda kalanlar, geçim sıkıntısı yüzünden canına kıyanlar var bu ülkede.

‘Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en kötü dönemini yaşıyor’

Benzer manzaralara, İstanbul’da da hemen her gün tanık oluyor, yürek parçalayan haberleri duyuyoruz. Ekonomik kriz, halkın alım gücünü de vurdu. İnsanlar hayat pahalılığı karşısında çaresiz. 1975-80 dönemi hariç yani 1970’lerin sonunda giderek derinleşen ve ödemeler dengesi krizi şeklinde patlak veren ekonomik ve sosyal kriz hariç, Türkiye Ekonomisi bugün, Cumhuriyet tarihinin ekonomik açıdan en kötü dönemini yaşıyor.

Oysa Türkiye, kaynaklar açısından oldukça zengin ve bereketli bir ülke. Demek ki kaynakları yönetmeye çalışanlarda bir sıkıntı var. Verimli tarım arazilerini rant için gözden çıkaranlar, çitfçisini artan maliyet girdilerinin altında ezip, traktörüne tarlasına ipotek koyanlar, ihracat ülkesi olacağız deyip ülkeyi ithal cennetine çevirenler yüzünden yaşadığımız tüm sıkıntılar. Beceriksiz, liyakatsiz ellere teslim edilmiş, aklı ve bilimi dışlayan, inatla ülke yönetmeye kalkan, hatasından ders almayan, işin uzmanlarını dinlemeyen, bahaneleri bitmeyen, hatalarının faturasını da sürekli millete kesen bir iktidar yüzünden bu yaşadıklarımız.1970’de denenmiş ama başarısız olmuş bir modeli, inatla ve oy kaygısıyla uygulamaya çalışıp eline yüzüne bulaştıran, ülkenin dört bir yanına derin yoksulluk ağları örmeyi başaran bir iktidar yüzünden bugün tüm bu sıkıntılarımız. Ve olan da devletin itibarına, toplumun da huzuruna oluyor ne yazık ki...

Cemevleri’ne bir an evvel ibadethane statüsü verilmelidir’

Cemevleri, okullar gibi kamu kuruluşları da ticarethane olarak nitelendirilerek, fahiş miktarda faturalarla yüz yüze kalıyor? Bu konu hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz?

İbrahim Özkan: Her şeyden rant elde etmeye çalışan, her yere ticarethane gözüyle bakan bir yönetim var maalesef iktidarda. Elektriğe yüzde 127 zam da ancak böyle bir iktidar ve yandaş kanallları eliyle gerçekleşebilirdi. Fahiş faturalarla karşı karşıya kalmamaları için kesinlikle daha farklı daha ucuz bir tarife uygulanması gerekir. Biz Millet İttifakı olarak İBB meclisinde defalarca gündeme taşıdık Cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi gerektiğini ama maalesef İBB’deki Cumhur İttifakı tarafından bu teklifimiz reddedildi. Aleviler, Türkiye Cumhuriyetinin aydınlık yüzüdür. Akıl ve bilim onların olmazsa olmazıdır. Bu ülkede vergi veriyor, askerlik yapıyor, bu vatan için çarpışarak şehit oluyorlar. Şehit halleri ile huzura Cemevleri’nde duruyor ve Devlet erkânı da Cemevleri’nde cenaze namazlarına gidiyor.Sadece elektrik faturalarının tarifesi değişsin diye değil, Alevi canlarımız Cemevlerinde, daha rahat ibadetlerini yerine getirebilsinler diye, bir an önce Cemevlerine ibadethane statüsü verilmelidir.2014 ve 2016 yıllarında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Cemevlerinin İbadethane statüsü alınması gerektiği konusunda bir karar veriyor aslında. Ve Türkiye Cumhuriyeti’nde Yargıtay ve Danıştay’da da lehte kararlar var. Yapılması gereken şey de bu kararı uygulamak.

‘İktidar hiç bir zaman eğitime öncelik vermedi’

Okullar meselesine gelince, önceliği eğitim olan bir iktidar, eğitim verilen bir yere ticarethane gözüyle bakabilir mi? Bugün biz eğitimle sorunu olan bir iktidarla karşı karşıyayız maalesef... Eğitilmiş insandan korkuyorlar. Sorgulayan, analiz eden insanlardan korkuyorlar. Bu konu ile alakalı bir bakanları “Eğitim seviyesi arttıkça oylarımız düşüyor” dedi. Bir YÖK Başkan yardımcısı,“Mümkünse hiç okumamış insanın ferasetine güveniyoruz” dedi. O yüzden ülkede eğitim geriye gidiyor. Eğitim konusunun yeniden ele alınması gerekiyor. İktidar değiştikten sonraki en büyük mücadele eğitimle olacaktır.

‘Ekonominin frenleri artık tutmuyor, kaşıkla verdiklerini kepçeyle alıyorlar’

Vatandaş faturaları ödeyemez duruma geldi? Faturalar ödenmezse neler olur sizce..

İbrahim Özkan: Bu sorunun cevabını İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanımız sayın Ümit Özlale verdi zaten,"Faturaların ödenme süresi gelene kadar bu zamların geri alınacağından yüzde 100 eminim" diyerek.

İYİ Parti olarak halkın, esnafın, işçinin, emeklinin yaşadığı bu sıkıntılı döneminde sizler neler yapıyorsunuz?  Ekonomi kalkınma kongrelerinizi biraz değerlendirebilir misiniz?

İbrahim Özkan: Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in İYİ Parti’yi kurmasıyla birlikte siyasete yeni bir renk yeni bir soluk da geldi. Sayın Akşener, 20 Ocak 2020’den beri ülkemizi karış karış gezerek, esnaf ziyaretleri yapıyor ve halkımızın sorunlarını dinliyor. Bunu yaparken de siyaset yapmıyor, iktidarı eleştirmiyor, sadece dinliyor. Daha sonra partimizin grup toplantılarında esnafın, halkın sorunlarını, taleplerini paylaşıyor. Amacımız, siyaset tarafından unutulan esnafı yeniden hatırlatmak, duyulmayan seslerini duyurmaktı. Genel Başkanımız bunu başardı. Artık her esnaf ziyaretimiz, bir mitinge dönüşüyor. Bugün AK Parti İktidarı, esnaf için, emekçiler, emekliler için bir takım iyileştirmelere gidiyorsa hepsinde İYİ partinin yaptığı esnaf ziyaretlerinin katkısı vardır. Sayemizde halkın sorunlarından haberdar oluyor, oy kaygısıyla geçici çözümler bulmaya çalışıyorlar. Ama yönetimdeki beceriksiz ve liyakatsiz kadroları sayesinde, ekonominin frenleri artık tutmuyor, kaşıkla verdiklerini de kepçeyle alıyorlar.

‘İYİ Parti, hafızalardan fırsat eşitsizliğini, yoksulluğu ve işsizliği silecek’

Biz İYİ Parti olarak, yoksullukta değil zenginlikte eşitlenen, zengin, mutlu ve huzurlu bir Türkiye hayalimizi gerçekleştirmek için önemli bir adım attık.

Türkiye’nin hafızasından yoksulluğu, fırsat eşitsizliğini ve işsizliği silmek için yola çıktık. Bu sene ikincisini düzenlediğimiz Ekonomi Kalkınma Kongrelerimizde, partimizin birbirinden değerli ekonomi kurmayları bilimsel verilerle durum tespiti yapıyor ve çözüm önerileri sunuyorlar. Kongre konularımız doğrultusunda, birbirinden değerli isimlerin katıldığı paneller de oluyor bu kongrelerde.İlk kongremizin teması ‘Eşitlenen Türkiye’ idi. Yoksulluk, Kapsayıcılık ve İstihdam konularındaki çözümlerimizi paylaşmıştık. Bu yıl 10 Şubat’ta düzenlenen ikinci kongremizin teması da “İstikrarlı Türkiye” oldu. Ekonomi kurmaylarımızın hazırladığı sunumlar ve moderatörlüğünü üstlendiği panellerle, makroekonomik istikrarı nasıl sağlayacağımızı anlattık.

Eğer iktidarın ekonomi kurmayları, Partimizin düzenlediği İYİ Kalkınma Kongrelerine katılsaydı, İstikrarlı Türkiye için atılması gereken adımları, ülkeyi yeniden ayağa kaldıracak İYİ politikaları, her biri konusunun uzmanı, liyakat sahibi isimlerden dinleme şansı bulur, akıl ve bilimden uzaklaşarak bir yere varılamayacağını, yanlış politikalarından acilen vazgeçmeleri gerektiğini de anlarlardı. 

Bir çıkmaza giren ülkemiz bu çıkmazdan nasıl çıkacak?

İbrahim Özkan: Kur ve faiz problemini doğru bir maliyet ve para politikasıyla çözebilecekken, akıl ve bilimden uzak, inatla ekonomi yönetmeye kalkanlar yüzünden, yoksulluk her geçen gün giderek daha da derinleşiyor, ülkenin dört bir yanında fırsat eşitsizliği artıyor, ekonomi istihdam yaratamıyor. Bu sorunlar bir an önce çözülemezse, toplumumuzda derin ve kalıcı hasarlar bırakacak, ülkemiz daha da çıkmaza sürüklenecektir.

Türkiye güçlü bir ülke, milletimiz her zorluğun karşısında dimdik durabilen cesur bir millet, topraklarımız bereketli, çözülemeyecek bir sorunumuz yok aslında. Tek eksiğimiz var, o da bu sorunları çözme gayretinde bulunacak, irade ortaya koyacak liyakatli bir iktidar. Milletinin derdiyle hemhal olacak, toplumun her kesimini eşit tutarak, halkının huzuru ve refahı için uğraşacak, çözüme odaklı ve adil bir iktidara ihtiyacımız var. Mevcut iktidar ise bir ülke nasıl yönetilemez bunun en güzel örneği. Tam da bu nedenle bir an önce seçimlere gidilmesi ve bu iktidarın değişmesi gerekmektedir. Bu bizi çıkmazdan kurtaracak en temel ve en önemli adımdır.

‘Ülkeyi yaşanamayacak hale getirenler İBB’nin ekmeğe yaptığı 2.5 kuruşluk zammı eleştiriyor’

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve kuruluşları yapılan bu zamlardan nasıl etkileniyor. İBB bu sorunlar karşısında nasıl bir tutum içindedir?

İbrahim Özkan: Motorine zam, benzine zam, otoyollara, köprülere zam, elektriğe, doğalgaza, iğneden ipliğe her şeye zam ama İBB bundan etkilenmesin hiçbir şeye zam yapmasın bu mümkün mü? İBB de iştirakleri de olumsuz etkileniyor ama zaten zamlarla, ağır faturalarla beli bükülmüş İstanbullara bunu yansıtmamak için zorlu bir mücadele veriyor.

Mazota zam gelirken İETT nasıl zam yapmasın, elektriğe zam gelirken İSKİ, buğdaya, una zam gelirken Halk Ekmek nasıl zam yapmasın. Bu mümkün değil..Halk Ekmeğe zam yapıldı biliyorsunuz. 75 kuruş artırıldı ve 2 TL’ye çıkarıldı 250 gramlık normal ekmek. Maliyeti 2.15 TL olduğu halde..İstanbul Halk Ekmek (İHE) Yönetim Kurulu Başkanvekili sayın Özgen Nama, İHE’ye gelen neredeyse milyona yaklaşmış fahiş elektrik faturasını paylaştı ve “artık dayanamıyoruz” dedi. Bu rakam Eylül ayı faturasının tam 4 katı. Sadece elektrik de değil üstelik, mazotun litresi 15,5’u aştı, daha dün 125 lira olan unun çuvalı bugün 300 lira oldu.

‘Tüm bunların sorumlusu keyfen ülkeyi yönetenlerdir’

Dayanılabilecek bir durum değil ki, AK Partinin kötü ekonomi yönetimleriyle kontrolden çıkmış bir enflasyon var ve maalesef buna dayanmak, buna karşı durmak çok zor. Keyfen ülke yöneten mevcut iktidar da tüm bunların sorumlusu değilmiş gibi bir de İBB üzerinden “bakın zam yaptılar, verdikleri sözleri tutmadılar” algısı yapmaya kalkıyor. İşleri güçleri kara propaganda zaten. Sanki kendileri ülke yönetimini devraldıkları enflasyonu yerinde tutmuşlar da sanki İBB bu zamları keyfen yapıyormuş gibi…

‘İstanbul emin ellerde, ülkemizin de emin ellere geçmesine az kaldı’

Son olarak İstanbullulara buradan mesajınız nedir?

İbrahim Özkan: İstanbullular emin olsunlar ki, bu zor günleri hep beraber atlatacağız. İyi ve güzel günler çok yakın..Ve bilsinler ki İBB artık emin ellerde. Ülkemizin de emin ellere geçmesine az kaldı, Ekrem İmamoğlu başkanlığındaki İBB yönetimi ile adama kişiye, kişilere, gruplara, cemaatlere, vakfa, derneklere hizmet işi bitti. İstanbullunun kaynakları İstanbulluya geri dönüyor.

Askıda Fatura ile İBB dünyaya örnek oldu’

Bir de İBB’nin Askıda Fatura uygulamasını hatırlatmak isterim. İBB, dünyaya örnek oluyor. Bu zor günlerde İstanbul’dan öyle anlamlı bir dayanışma başlattı ki. Askıda fatura ile bugüne kadar 315 bini aşkın fatura, hayırsever vatandaşlarımız tarafından askıdan alınarak ihtiyaç sahibi ailelerin, yaklaşık 50 milyon liralık su ve doğalgaz faturası ödendi. Askıda Fatura'daki yeni hedef,100 milyon lira. Geleneklerimizden gelen dayanışma kültürünü teknoloji ile buluşturan, benim de favorim olan bu uygulama, daha önce 6 kez ödül almıştı en son ‘2021 yılı Bloomberg Küresel Belediye Başkanları Yarışması’nı kazanarak 1 milyon dolar ödülün sahibi oldu. İBB’yi dünya takdir ediyor iktidardakiler edemese de.

Dünyada eşi görülmemiş bir dayanışma hareketi olan bu kampanyaya vatandaşlarımız https://birliktebasaracagiz.ibb.gov.tr/ ve https://askidafatura.ibb.gov.tr/ adreslerinden ulaşabilirler. FİDAN UĞUR-KENT YAŞAM

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.