Öne Çıkanlar haberflas Sultangazi İbn-i Sina Kültür Sanat ve Sağlık Kuzey Afrika kaynaklı küçükçekmece belediyesi KAHRİMAN: Namus Ve Şerefi Bilmeyen İnsanlar

Yeniçağ: Modernizasyon Ve Dönüşüm Büyümeyi Getirdi

İş dünyasında başarılarıyla dikkat çeken isimlerle yaptığımız söyleşilere devam ediyoruz.

- Bu haber 7 kez okundu.

Yeniçağ: Modernizasyon Ve Dönüşüm Büyümeyi Getirdi

Bu kez iş hayatına yakından baktığımız Gökhan Gümüşdağ, babadan kalma işi teslim alıp farklı sektörlere de entegre ederek büyümesini sağlayan bir iş insanı.

Başarı hikâyeleri listemize bu hafta Türkiye’nin ilk televizyon anteni üreten firmalarından biri olan Yeniçağ Anten ve Uydu sistemlerinin ikinci kuşak sahibi, hem iş hem siyaset alanında aktif roller üstlenen Gökhan Gümüşdağ’ı ekledik.

1960’larda İstanbul Küçükçekmece’de üretime başlayan Yeniçağ televizyon anten fabrikasının 66 doğumlu sahibi Gökhan Gümüşdağ ile iş ve siyaset üzerine derinlemesine bir söyleşi gerçekleştirdik. Anten üretiminin artık çok eskilerde kaldığını vurgulayan Gümüşdağ, babasından devraldığı ve Sefaköy’den Esenyurt’a taşıdığı fabrikanın yeni binasında gerçekleştirdiğimiz sohbetimizde, şirketi yeni teknolojilerle buluşturarak farklı sektörde üretime büyük bir heyecanla devam ettiğini ifade etti.

İŞ HAYATINIZ NASIL BAŞLADI?

Babamın ani vefatı sonucunda Sabancı’daki doktoramı yarım bırakmak zorunda kaldım. Bu vesileyle 60 yıl önce babamın kurmuş olduğu Yeniçağ firmasına katılarak iş hayatına başlamış oldum. İlk olarak televizyon antenleri üreten firmada benim katılmam ile beraber stratejik bir değerlendirme analizi yaptık o sektörde kalmamızın çok gelecek vadetmediğini anladık.

KÜÇÜK BİR ATÖLYEDEN KOCA FABRİKAYA…

YENİÇAĞ’IN KURULUŞ HİKAYESİ NEDİR?

Geçmiş zamana baktığımızda babalarımızı, dedelerimizi bir aile içerisinde heyecanı olan bir şeyler yapma içerisindeki motivasyonla, televizyon sektöründe kendince küçük bir şey açmayı hedeflemiş. İnatçı ve mücadeleci genç bir çocuk ve bu mücadelelinin peşinden yıkılmadan koşarak 0’la başlayıp 1, 2, 3 derken küçük bir atölyeden büyüdüğünü düşünün. Küçükçekmece’de başlayan bu serüven Halkalı’ya kadar uzadı. Hayır, Anten kavramı o zamanlarda çok bilinen bir sektör değil. Televizyonlar ilk Türkiye’ye geldiğinde babam kurulum işini yapıyordu. Ama o merakla tekniğini bilmeyen babam, “ben bu anteni yapabilirim” diyor. İlk olarak Karaköy’den alüminyum alarak antenin şeklinin bire bir aynısını yapıyor. Arzu ve istekle Yeniçağ’ın ilk kıvılcımları ortaya çıkıyor.

YENİÇAĞ’IN GÜMÜŞÇAĞI…

SİZDEN SONRA YENİÇAĞ’DAKİ DÖNÜŞÜMÜ ANLATIR MISINIZ?

Aslında şirketleri değişim dönüşüm hızı eskiye göre çok yüksek. Örneğin eskiden fotoğraf baskıyla çıkıyordu. Şimdi ise dijitalde. Dünya daha hızlı devrime uğruyor. Kafanın estiği yere göre gitmeyin, günün mantığı şunu söylüyor; “strateji planını oluştur.” En az 5 yıl maksimun 10 yıl içerisinde bir strateji planı oluşması gerekiyor. Buradaki amaç ise para kazanmaktır. Şunu soracaksın; Ben yaptıklarımdan istediğim geliri elde edebiliyor muyum? Benim ürünümün pazarı var mı? Geleceği ne olacak? 5 yıl sonra başarılı olunmazsa kararını vereceksin. O yüzden hep beraber değişime ayak uydurarak otomotiv sektörüne elektrikli aksanlar üretim işine girdik.

ÜRETİMİNİZ HAKKINDA BİRAZ DETAY VEREBİLİR MİSİNİZ?

Bizim işlerimizin çekirdeğinde elektrik yatar. Araçların çeşitli elektronik parçalarını imal ediyoruz. O zamanlar ilk başta çok kırılan sürüm olan LED lambalar yerine araca dost, ömrü uzun 100 bin saate kadar çalışan bir saat ürettik. Bugün ise elektrikli araçlarda bu LED lambaları kullanılır. Bugün nereye geldik? Fosil yakıtlı araçlardan elektrikli araçlara geçtik. Ondan sonra ne yapacağız? Uçan arabalara geçeceğiz.

DEVLERİN İŞİNİ ALIYOR

PORTFÖYÜNÜZÜ PAYLAŞIR MISINIZ?

Man, Mercedes, BMC, Otokar, Türk Traktör, Aydınlatma Grupları gibi firmaların parçalarını burada üretiyoruz.

Firmanın ihtiyacına göre üretiyoruz. Örneğin baklava isteniyor ama baklavayı herkes yapar. Mesela siz baklava değil de sütlü baklava sunarsınız. İşte o zaman fark yaratırsınız.

Biz A’dan Z’ye değil de Z’den A’ya doğru gidiyoruz tersten gidiyoruz. Biz müşteriler ile konuşuyoruz ne ihyacınız var? Kaç tane alacaksınız? Hedefiniz nedir? Yıllık hedefiniz nedir? Tahmini fiyatınız var mıdır? Biz önce atacağımız taşın ürküteceğimiz kuşa deyip değmediğine bakıyoruz.

BİZE YURT DIŞI FAALİYETLERİNİZDEN BAHSEDİN

Şu an Türkiye’nin elinde büyük bir fırsat var. Türkiye Avrupa’nın arka bahçesi. Bize göre fırsat. Gelişmiş insan kaynağı, gelişmiş insan gücüyle üniversitelerimiz açıldı genç neslimiz çok aktif ve çok dinamik. Yaşlanmış bir Avrupa var nüfusu çoğalmayan bir Avrupa var bir de bizim Türkiye gibi genç nüfus ve genç nüfusun hakim olduğu, hatta idareye kadar geldiğini düşünün.

Biz ilk başta ihracata başlarken ilk faturamızı düzenlerken acaba dedik “yapabilir miyiz?” derken bugün Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu 2 milyon dolara yakın ihracatımız var. Direkt ve dolaylı ihracat yani ihracat yapan firmaya sattığım ürün. Örneğin Türk Traktör’e sattık onun da kendi grubuna, İngiltere’ye gönderdiği, İtalya’ya gönderdiği ürünler dolaylı ihracatlarımız oluyor.

Biz şimdi asıl patlama dönemine geldik. Kendimizi dünyaya anlattık ve anlaşıldık. Bir firmamız var 5 bin tane ürün alıyor bizden, potansiyel ürünleri Brezilya’ya gönderiyor, Arjantin’e gönderiyor, Hindistan’a gönderiyor.

TÜRKİYE POTANSİYELİNİ KULLANAMIYOR!

TÜRKİYE’NİN İÇİNDE BULUNDUĞU EKONOMİK TABLOYU YORUMLAR MISINIZ?

Bakın borçlanmak da bir gereklilikse yapacaksın gerekirse biz de borçlanırız gerçi biz borçlanmıyoruz ama Türkiye’nin borcu biraz siyasi. Örneğin Netflix’in değeri 300 milyar dolar. 300 milyar dolar nedir, hiçbir şey! Aslında hiçbir şey satıyor adam. Elinle dokunabileceğin bir şey yok. Ama 500 milyar cirosu var. Türkiye’nin komple borcuna baktığın zaman aslında tek bir şirket deriz demi o kadar koca bir ülkeyiz 84 milyon çalışan insanız. Örneğin 2035 yılına kadar 40 tane uçak yapacağız 40 tane, 50 tane yapsan kime ne yararı olacak? 84 milyon kaç kişiye iş sağlayacak bununla mı uğraşalım? Çip krizi var dünyada çip diye bir şey var. Destek olunması lazım. Çip üretmesi lazım devletin.

NEDEN KENDİ ÇİPİMİZİ ÜRETMİYORUZ PEKİ?

Devletin kendisi çip üretse çok mutlu olurum ama üretmiyorsa da desteklemesi lazım. Bir endüstri olarak bakalım. Teknoloji üretsin diyorum ya size 175 milyar dolar Tayvan’ın geliri var bundan. Bu rakam Türkiye’ye gelsin, insanlara istihdam sağlasın. Türkiye’nin en büyük fırsatı gençliktir. Gençliği yetiştirmemiz lazım. Hangi konu olursa olsun bir konuda uzmanlaştırmamız lazım çocukları. Mesela oyun firması 100 kişi çalışıyor. 890 milyara satıldı böyle bir para var mı? 1 milyar dolara satılıyor müthiş.Albayrak olsun, Arçelik olsun hepsinin önünün açılması gerekiyor yol açılması gerekiyor. Çip fabrikası kuruldu da biz mi yok dedik?

YABANCI İŞÇİDE ŞEFFAFLIĞIN ÖNEMİ…

YABANCI ÇALIŞTIRIYOR MUSUNUZ?

Bizde de var ama çok az. Suriyelilerin Türkiye’ye emek gücü olarak bir zararı olmamıştır. Suriyelilerin parası Avrupa Birliği tarafından ödendi Türkiye’ye. Yarısı yabancı yarısı da yerli olmak üzere çeşitli vakıflar olmuş oradan fonlandı yabancı işçi parasını verdiler zaten.

SADECE OTURMA İZNİ OLANLARA MI ÇALIŞMA İZNİ VERİYORSUNUZ?

Tabi ki de oturma izni olanlar. Kimliğini almış, oturma iznini almış hem belediyelerde istihdam sağlandı ‘al bunu çalıştır’ diye bunu Türkiye talep etti. Milyarlarca para verildi Türkiye’ye biz görmüyoruz paraları ama ödendi. Türkiye’nin ihracat oranları çok yüksek iş gücü de lazım. Bakın bugün Almanya asla Türkiye’den gelmiş diş doktorun diplomasını tanımıyordu.

PEKİ DOKTORLAR NEDEN GİTTİ?

İlk defa Almanya diyor ki bu sene “vazgeçtim bütün diplomaları tanıyorum.” Neden tanımıyordu? Çünkü kendi insan kaynağı vardı ama yaşlandı. Türkiye’deki birçok gencimiz gidecek çünkü artık onların da ihtiyacı var ve kabul ediyorlar.

“SİYASİ KAVGALARI BİR KENARA BIRAKALIM”

SİYASİ KARİYERİNİZE GEÇMEK İSTİYORUZ

Siyaset topluma ve dolayısıyla ülkeye hizmet etmek içindir. Kamusal alanda insana hizmet vardır. Şahsen siyasette beni en çok mutlu eden değerlerden biri gülen bir yüz görmek. İşte bu duygu ve sorumluluklar çerçevesinde uzun süredir Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında siyaset yapmaktayım. Küçükçekmece’de Belediye Başkan adayı oldum ve çok az farkla seçimi kaybettim. Daha sonrasında ise yine partim bana görev verdi ve şimdi de meclis üyesi olacaksın dedi ve ben de Kemal Çebi başkanımızın listesinde meclis üyesi olarak tekrardan belediye de görev aldım ve meclis grup başkan vekili olarak halka hizmet etmekteyim. Bunun yanı sıra çevre ve enerji komisyonundayım. Ben CHP grubunu da temsil ediyorum. Ben bir dereyi koruyabiliyorsam bir çevreyi ya da atıkların toparlanması ya da hafriyat atıkları gibi... Güzel şeyler yapabiliyor muyum, çevreyi koruyabiliyor muyum? Çevremize ve doğamıza sosyal sorumluluk gibi düşünüyorum ben. Yani hangi mevki makam olursa olsun yetkimiz oranında hizmet etmeyi ön planda tutuyorum.

BÜYÜKŞEHİR SORUŞTURMASI HAKKINDA NE SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?

İstanbul’da taksi sorunu var 5 bin taksi hatta 10 bin taksiye ihtiyaç var. Koordinasyon merkezi karar veriyor. Karşı tarafın 16 tane üyesi var 11 tanede büyükşehirin üyesi var. 16 üye valilikten bakanlıktan ama taraflar belli yani 16’sı hükümet tarafı. Bu taksi hepimizin ihtiyacı senin kızın binecek onun torunu binecek bir ihtiyaç bu bakın nasıl kavgalar yaşanıyor enterasan şeyler yaşıyoruz.

Mesela otobüs… Yılda 1000 otobüs almamız lazım 1000 otobüsü alırsak filomuz şu anki yaş ortalaması diyelim ki 5’te 5. 2000 alırsak 4’e düşer. 300 otobüsü verdik Cumhurbaşkanı da Euro cinsinden borçla aldığı için yıllardan beri onun odasında duruyor. Ya at bu imzayı bu otobüse sizler bizler bineceğiz yine kardeşlerimiz yeğenlerimiz binecek. Pislik içinde otobüslerin motorları 2 buçuk milyon km’ye gelen otobüslerimiz var, her an yangın çıkabilir hepsine tüp koyduk yangın çıkarsa anında müdahale edelim diye.

BUNU SİYASETEN SÖYLEMİYORSUNUZ DEĞİL Mİ?

Ben siyasetten önce sanayiciyim zaten. Siyaset bir grup arasındaki çekişmeleri konuşmuyorum. Filler kavga eder karıncalar ezilir. Kardeşim vatandaşı neden eziyorsunuz? Bırakın bu vatandaşları sahip olsun hizmetlere. Önceliğimiz bu. Sen yine kavganı nerede ediyorsan et. Ama adamın otobüsünü versin. Şimdi düşünsene yıllık 1000 otobüs almam lazımken geldiğimiz günlerde 160 otobüs almışız. 3.5 yılda bir bakım yapılıyor. Nasıl olursa olsun metal bir yerden sonra yoruluyor, uçaklar düşüyor araba mı bozulmayacak?

Bizim yapmamız gereken bu adama yol vermemiz. Bırakın çalışsın çocuk. Adalet yazıldığı yerde, kağıtlarda kalmış. Adalet bizim en büyük ihtiyacımız adalet eğer bugün yozlaşma varsa adaletsizlikten kaynaklıyor. Çünkü yozlaşan insan hırsızlık da yapar. Bakıyor adam hırsızlık yapıyor o da yapıyor adalet koktuğu zaman tuz kokar tuz koktuğu zaman her şey biter, adalet herkese lazım.

KONFOR ALANINIZDAN ÇIKIN!

BAŞARININ SIRRINI 3 KELİME İLE ANLATIN DESEK…

Konfor alanından başarı çıkmaz. Ben kendi çocuklarıma bakıyorum rahat rahat takılıyorlar. Başarıya daha az açlar. Başarının anahtarı çalışmak. Ama nasıl? Stratejik planlarla, doğru istikamete koşarak.

YURT DIŞINA GİTME HAYALİ OLAN GENÇLERE ÖNERİNİZ VAR MI?

Bir gün Belçika’da fuara gidiyorum. Trene bindim hızlı tren bir durağa geldi köy gibi bir durak baktım 40 kişi 50 kişi trene binecek 70 75 80 artık herkes yaşam süresini tamamlamış. Avrupa böyle yaşlanmış insan dolu. Almanya’daki eski mükemmel mühendislerin hepsi öldü ve o mühendislerin yarattığı mükemmelliğe örnek verecek olursak; Mercedes.

Biz 25 yaşına kadar bakıyoruz biz insana. Okula git gel devlet destek veriyor, kitabını, defterini alıyor. Tam memlekete bir çivi çakacakken ben gidiyorum diyoruz. Amerika’nın yaptığı beyin transferine bakalım. Amerika bu işi çok iyi yapıyor. Amerika en çok insan gücüne sahip ülke. Hindistan’dan, Çin’den ne kadar seçilmiş kalibre insan varsa alıyor. Biz de buzdolabı yapıyoruz. Buzdolabı yapmakla bu ülke kalkınamaz buzdolabı çok düşük bir teknoloji artık. Biz daha yüksek teknolojiler, katma değeri daha yüksek teknolojiler yapmamız lazım.

GÖKHAN GÜMÜŞDAĞ KİMDİR?

Ailesi Makedonya’dan göç eden Gökhan Gümüşdağ, 1966 yılında Küçükçekmece’de doğdu. Liseyi Küçükçekmece Lisesi’nde okuyan Gümüşdağ, Kıbrıs Near East Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’ni bitirdi ve akabinde Amerika Üniversity of Kentucky’de, Elektronik Mühendisliği’nden mezun oldu. Yine aynı üniversitede Matematik üzerine, ikinci branş çalışması yaptıktan sonra 1995 yılında Türkiye’ye geri döndü.

Siyasete resmen 2009 yılında CHP İl Genel Meclis Üyeliği ile başladı. Projelerini oluşturmadan önce kapsamlı fizibilite çalışmaları da yapan Gümüşdağ; bu amaçla Amerika, Kanada Fransa, Belçika, Almanya, İspanya, Monokko, Lüksenburg, Yunanistan, Finlandiya, Hollanda, İngiltere, İsviçre, Avusturya, İtalya, Macaristan, Bulgaristan, Hırvatistan, Bosna, Karadağ, Makedonya, Slovenya, Ukrayna, Romanya, Malta, Mısır, Iran, KKTC, Dubai, Azerbeycan, Singapur, Güney Kore, Honkong, Çin, Taiwan gibi birçok ülkeyi ziyaret ederek, çeşitli incelemelerde bulunmuştur.İngilizce ve kısmen Almanca bilen Gökhan Gümüşdağ, evli ve ikisi erkek biri kız olmak üzere üç çocuk babasıdır. Celal Karaali-Süleyman Çay/KENT YAŞAM

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.